Eski idare ve vergi mahkemesi hâkimi Av. Sercan Coşkun Kulak; Bursa'da vergi ve idare hukukunun yanı sıra ceza, aile, gayrimenkul, iş ve tazminat davalarında avukatlık hizmeti vermektedir.

Miras Bırakandan Alınan Bir Taşınmazın “Muris Muvazaası” Sayılmaması İçin Ne Yapılmalıdır?

  • Home
  • Miras Hukuku
  • Miras Bırakandan Alınan Bir Taşınmazın “Muris Muvazaası” Sayılmaması İçin Ne Yapılmalıdır?
Miras Bırakandan Alınan Bir Taşınmazın “Muris Muvazaası” Sayılmaması İçin Ne Yapılmalıdır?

Av. Sercan Coşkun Kulak

Miras bırakandan taşınmaz satın alan bir mirasçı veya üçüncü kişi, ileride diğer mirasçıların “muris muvazaası” iddiasıyla tapu iptali ve tescil davası açmasıyla karşılaşabilir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin E:2022/7522, K:2023/4311 sayılı kararı, satışın gerçek olduğunun nasıl ispat edilebileceğine dair önemli ipuçları vermektedir.

Kısaca

  • Muris muvazaası davasında, miras bırakanın mirasçılarından mal kaçırma kastı somut olarak ortaya konulmalıdır.
  • Satışın makul bir nedene (örneğin miras bırakanın borçları) dayanması ve bedelin gerçekten ödenmesi, muvazaa iddiasını zayıflatır.
  • Diğer mirasçıların satışın gerçek olduğunu kabul eden noter onaylı beyanı, tek başına bağlayıcı olmasa da güçlü bir delil olarak değerlendirilmiştir.

Olay

Miras bırakan, borçları nedeniyle taşınmazını satmaya karar vermiş; diğer mirasçılar bedeli ödeyemeyeceklerini bildirince taşınmazı oğluna satmıştır. Satıştan sonra davacılar ve diğer bir mirasçı, noterde düzenlenen bir taahhütname ile satışın gerçek olduğunu ve miras bırakanın ölümünden sonra tapu iptali ve tenkis davası açmayacaklarını beyan etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, miras bırakanın ölümünden önce düzenlendiği gerekçesiyle taahhütnameyi geçersiz saymıştır.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

“Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan H.K.’nun 16.07.2009 tarihinde öldüğü; geride eşi Hanife, davacı kızları Fatma ve Zübeyde, davalı oğlu Fatih ile dava dışı çocukları Esma ve Mustafa’nın mirasçı olarak kaldığı; mirasbırakanın dava konusu .. ada 23 parsel(eski 270) sayılı taşınmazını 05.10.2006 tarihinde davalıya satış suretiyle devrettiği, Bodrum 5.Noterliği’nin 19/08/2008 tarihli ve..yevmiye numaralı “Taahhütname” başlıklı belgesinde davacılar ile dava dışı E.K.’nun dava konusu taşınmazın satışının gerçek bir satış olduğu ve mirasbırakanın ölümünden sonra davalı aleyhine tapu iptal ve tescil ile tenkis davası açmayacaklarını taahhüt ettikleri anlaşılmaktadır.

Olayda, mirasbırakanın dava konusu taşınmazı bir takım borçları nedeniyle satmaya karar verdiği, diğer mirasçıların satış bedelini ödeyemeyeceklerini ifade ettikleri ve bu nedenle davalının dava konusu taşınmazı satın aldığı, mirasbırakana satış bedelini ödediği, diğer mirasçıların bu durumu bildiği, bu nedenle davacılar ile Bodrum 5. Noterliği’nin 19.08.2008 tarihli ve..yevmiye numaralı “Taahhütname” başlıklı belgesini düzenledikleri; davacı tanığı olarak dinlenen G.M.’in da mirasbırakanın 2006 yılında borçları nedeniyle maddi durumunun iyi olmadığını ifade ettiği, davalı tanığı olarak dinlenen dava dışı mirasçı Esma’nın mirasbırakanın borçları nedeniyle dava konusu taşınmazı önce davacı Fatma’ya satmak istediğini ancak davacının kabul etmemesi üzerine kendisine teklifte bulunduğunu, o dönem taşınmazı alacak imkanı olmadığını, mirasbırakanın da taşınmazı davalıya temlik ettiğini, davalının mirasbırakanın borcunu ödediğini ve ayrıca başka ödemeler de yaptığını, bu nedenle aralarında taahhütname düzenlediklerini ifade ettiği, davalı tanığı olarak dinlenen dava dışı mirasçı Mustafa’nın da temlikin bedel karşılığı yapıldığını ancak mirasbırakanın taşınmazın 1/3’ünü temlik etmek istediğini,bölünümediği için taşınmazın tamamını devrettiğini, mirasbırakanın çocukları ile arasında bir problem olmadığını ifade ettiği; her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince mirasbırakanın ölüm tarihinden önce düzenlendiği gerekcesiyle Bodrum 5.Noterliği’nin 19.08.2008 tarihli ve .. yevmiye numaralı “Taahhütname” başlıklı belgesinin geçerli kabul edilemeyeceği belirtilmiş ise de, anılan belgede mirasçıların dava konusu temlikin gerçek bir satış olduğunu kabul ettikleri açık olup, davacı tarafça mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırmasını gerektirir somut bir olgunun da ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır.

Anılan bu hususlar yukarıdaki ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu söyleyebilme imkanı yoktur.”

Uygulama İçin Öneriler

Kararda taahhütname, mirastan feragat sözleşmesi gibi bağlayıcı bir işlem olarak değil, mirasçıların satışın gerçek olduğunu kabul ettiklerini gösteren bir delil olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle miras bırakandan taşınmaz satın alırken tek bir belgeye güvenmek yerine şu hususlara dikkat edilmelidir:

  • Satış bedelinin taşınmazın gerçek değerine uygun olması ve banka aracılığıyla ödenmesi,
  • Satışın makul bir nedeninin (borç ödeme, bakım ihtiyacı vb.) bulunması ve bunun belgelenmesi,
  • Diğer mirasçıların satıştan haberdar edilmesi ve satışın gerçek olduğuna dair beyanlarının noter aracılığıyla alınması,
  • Mirasçılar arasında kesin bir sonuç isteniyorsa, resmî şekilde yapılan mirastan feragat sözleşmesi (TMK m.528) seçeneğinin değerlendirilmesi.

Muris muvazaasının genel esasları için Mirasçılardan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) Nedir? yazımızı okuyabilirsiniz. Miras uyuşmazlıklarında hukuki destek için Bursa Miras Avukatı sayfamızı inceleyebilir veya 0532 449 16 01 numaralı telefondan bize ulaşabilirsiniz.

Author Image

Av. Sercan Coşkun Kulak

Eski idare ve vergi mahkemesi hâkimi. Bursa'da vergi, idare ve imar hukuku alanlarında avukatlık yapmaktadır. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi'nde insan hakları alanında doktora çalışmasını sürdürmektedir.

Yorum Yapın

Your email address will not be published. Required fields are marked *