We provide specialized winterization services to safeguard your pool during the off-season, and when spring arrives, we handle the thorough opening process.

Bozmadan Sonra Islah Mümkün Müdür?

  • Home
  • Blog
  • Bozmadan Sonra Islah Mümkün Müdür?

Bozmadan Sonra Islah Mümkün Müdür?

Zamanaşımı, Usulî Kazanılmış Hak ve Hukuki Güvenlik

Bağlamında Bir Değerlendirme

Hukuk yargılamasında adil, hızlı ve öngörülebilir kararlar alınabilmesi için yargılama usulüne dair kurallar büyük önem taşır. Bu kurallardan biri olan ıslah, taraflara dava sırasında bir kez olmak üzere usule dair yaptıkları işlemleri düzeltme hakkı tanır. Ancak ıslahın, Yargıtay bozma kararından sonra da yapılıp yapılamayacağı uzun yıllar boyunca tartışma konusu olmuş, farklı yargı kararları ve kanuni düzenlemeler bu konuda çelişkili uygulamalara neden olmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.03.2025 tarihli kararında bu konuda netleştirici bir içtihat ortaya konulmuş ve bozmadan sonra ıslahın mümkün olup olmadığı, zamanaşımı süresinin nasıl hesaplanacağı ve usulî kazanılmış hak ilkesinin kapsamı yeniden yorumlanmıştır.

Uyuşmazlık, bir elektrik dağıtım işi nedeniyle sözleşme yapan şirketin, işin süresinin uzamasından ve kamu ihalelerinden geçici olarak men edilmesinden doğan zararlarının tazmini için açtığı davaya dayanmaktadır. Davacı, idarenin edimlerini zamanında yerine getirmemesi sonucu şantiye giderlerinin arttığını ve ayrıca ihalelerden men edilmesi nedeniyle kazanç kaybına uğradığını iddia ederek hem şantiye giderleri hem de gelir kaybı için tazminat talebinde bulunmuştur. Dava açıldıktan sonra davacı, bilirkişi raporları doğrultusunda alacak miktarlarını ıslah yoluyla artırmıştır. Ancak bu artırımların bozmadan sonra yapılmış olması, davanın seyrini değiştirmiştir. İlk derece mahkemesi, bu ıslahların zamanaşımı süresi dolduktan sonra yapıldığını belirterek kısmen kabul, kısmen ret kararı vermiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, bu yaklaşımı isabetli bulmamış ve bozmadan sonra yapılan ıslahın geçerli olduğunu, çünkü zamanaşımı süresinin alacakların muaccel hale geldiği tarihten değil, ilgili mahkeme kararlarının kesinleşme tarihinden itibaren başlatılması gerektiğini belirtmiştir. Ne var ki ilk derece mahkemesi bu bozma kararına direnerek önceki kararını sürdürmüştür.

Dosya, nihayetinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na intikal etmiş ve Kurul bu önemli noktalar üzerinde durmuştur:

1. Bozmadan Sonra Islah Mümkün müdür? Kurul, 2020 yılında yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 177. maddesine eklenen ikinci fıkraya dikkat çekmiş ve bu düzenlemeye göre, Yargıtay’ın bozma kararından sonra ilk derece mahkemesi tarafından yeniden tahkikat yapılması gerekiyorsa, tahkikat sona erene kadar ıslah yapılabileceğini açıkça belirtmiştir. Kurul, bu hükmün usul kanunlarının derhal uygulanması ilkesine dayandığını ve geçmişe etkili şekilde uygulanabileceğini vurgulamıştır. Bu yorumla, geçmişteki içtihadı birleştirme kararlarının (özellikle 1948 ve 2016 tarihli kararların) kanuna aykırı hale geldiği ifade edilmiştir.

2. Zamanaşımı Süresinin Başlangıcı Nasıl Hesaplanmalı? Dava konusu alacaklardan biri olan şantiye gideri için zamanaşımının, ilgili Asliye Ticaret Mahkemesi kararının kesinleştiği 02.07.2020 tarihinden itibaren başlaması gerektiği kabul edilmiştir. Aynı şekilde kamu ihalelerine katılmaktan men edilme nedeniyle oluşan kazanç kaybı açısından da, idare mahkemesinin kararı Danıştay tarafından 22.07.2020 tarihinde onanarak kesinleştiğinden, zamanaşımı bu tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır. Bu değerlendirme, özellikle sözleşmeye dayalı ve idari işlemden kaynaklanan zararların mahkeme kararıyla netleşmeden önce muaccel olmadığını kabul eden bir yaklaşımı temsil etmektedir. Böylece, alacaklının zararı öğrendiği veya davalı kusurunun sabit hale geldiği tarih değil, bu durumu tespit eden yargı kararının kesinleşme tarihi esas alınmaktadır.

3. Usulî Kazanılmış Hak Ne Zaman Doğmaz? Hukuk Genel Kurulu, daha önceki bozma kararında zamanaşımının 2014 yılında başladığı şeklinde yapılan değerlendirmenin maddi hata içerdiğini, bu nedenle davalı lehine doğmuş bir usulî kazanılmış haktan söz edilemeyeceğini belirtmiştir. Maddi hataya dayanan bir karar, taraf lehine hukuki koruma sağlamaz. Kurul böylece, hukuki güvenlik ilkesi ile maddi gerçeğin ortaya çıkarılması arasında makul bir denge kurmuştur. Sonuç Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bu kararı, Türk yargılama hukukunun üç temel kurumunu yeniden yorumlayarak önemli bir içtihat ortaya koymaktadır. Öncelikle, bozmadan sonra ıslahın mümkün olduğu açıkça kabul edilmiştir. İkinci olarak, zamanaşımı süresi, alacağın doğduğu değil, hukuken sabit hale geldiği (yani yargı kararıyla kesinleştiği) tarihten itibaren başlatılmalıdır. Üçüncü olarak da, usulî kazanılmış hak ilkesinin maddi hatalara dayanması halinde uygulanmayacağı netleştirilmiştir. Bu karar, yargılamanın hem usule hem de maddi hukuka uygun şekilde yürütülmesini sağlamaya yönelik önemli bir adım olarak değerlendirilmeli; hâkimler, avukatlar ve uygulayıcılar tarafından dikkatle incelenmelidir. Özellikle bozma sonrası yapılacak işlemler ve zamanaşımı savunmaları açısından bu karar, hukuki istikrar ile adalet arayışının nasıl dengeleneceğini göstermesi açısından önemlidir.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *