Eski idare ve vergi mahkemesi hâkimi Av. Sercan Coşkun Kulak; Bursa'da vergi ve idare hukukunun yanı sıra ceza, aile, gayrimenkul, iş ve tazminat davalarında avukatlık hizmeti vermektedir.

Danıştay 8. Daire: Güvenlik Tedbiri Alınmayan Üniversitede Silahlı Saldırıdan İdare Sorumludur (E:2021/5745, K:2024/5065)

  • Home
  • İdare Hukuku
  • Danıştay 8. Daire: Güvenlik Tedbiri Alınmayan Üniversitede Silahlı Saldırıdan İdare Sorumludur (E:2021/5745, K:2024/5065)
Danıştay 8. Daire: Güvenlik Tedbiri Alınmayan Üniversitede Silahlı Saldırıdan İdare Sorumludur (E:2021/5745, K:2024/5065)

Av. Sercan Coşkun Kulak (eski idare ve vergi mahkemesi hâkimi) · Ekim 2026

Karar: Danıştay Sekizinci Dairesi, 04.10.2024 tarihli, E:2021/5745, K:2024/5065 sayılı karar (oybirliği).
Kaynak: Danıştay Kararlar Dergisi, Yıl: 2025, Sayı: 19, s. 275-281.
Anahtar kavramlar: Hizmet kusuru · tam yargı davası · kamu binalarında güvenlik yükümlülüğü · üçüncü kişinin fiili · illiyet bağı

Bir kamu binasında, o binada çalışan biri tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırıda hayatını kaybeden kamu görevlisinin yakınları idareden tazminat isteyebilir mi? Saldırının bir üçüncü kişi tarafından gerçekleştirilmiş olması idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırır mı? Danıştay Sekizinci Dairesi, 2018 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde dört kişinin hayatını kaybettiği saldırıya ilişkin bu kararında, önceden uyarı işaretleri bulunmasına rağmen binada yeterli güvenlik tedbiri almayan idarenin hizmet kusuru nedeniyle sorumlu olduğuna hükmetmiştir.

Kısaca

  • Kamu binalarında çalışanların ve vatandaşların can güvenliğini sağlamak, kamu hizmetinin düzenli işlemesinin bir gereğidir.
  • Tam yargı davasında mahkeme önce hizmet kusuru bulunup bulunmadığını incelemeli, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağını belirlemelidir.
  • Saldırganın kurum çalışanı olduğu gerekçesiyle güvenlik kontrolünden geçirilmeden binaya alınması ve hakkında önceden yapılmış şikâyetlere rağmen tedbir alınmaması hizmet kusurudur.
  • Zararın bir üçüncü kişinin eylemiyle doğmuş olması, bu koşullarda idari faaliyet ile zarar arasındaki illiyet bağını kesmez.
  • Davayı reddeden ilk derece mahkemesi kararını onaylayan bölge idare mahkemesi kararı bozulmuştur.

Olay

Davacıların murisi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde fakülte sekreteri olarak görev yapmaktadır. Aynı üniversitede araştırma görevlisi olan kişi hakkında, bir başka akademisyenin şikâyeti üzerine 27.03.2018 tarihinde disiplin soruşturması başlatılmış ve savunma istem yazısı 05.04.2018 tarihinde kendisine tebliğ edilmiştir.

Araştırma görevlisi aynı gün, ruhsatlı tabancasını park hâlindeki aracından alarak siyah bir poşet içinde fakülte binasına girmiş; farklı katlardaki odalarda bulunan dekan yardımcısı, fakülte sekreteri, bir öğretim üyesi ve bir araştırma görevlisini ateş ederek öldürmüştür. Saldırgan saat 14.34 sıralarında binadan silahıyla çıkmış, rektörlük binasına doğru yürürken güvenlik görevlilerinin durdurma girişimlerine rağmen yürümeye devam etmiş ve polisi görünce teslim olmuştur.

Saldırgan, ceza yargılaması sonucunda kasten öldürme suçundan dört kez müebbet hapis cezasına çarptırılmış ve karar Yargıtay tarafından onanmıştır.

Fakülte sekreterinin yakınları, uğradıkları zarara karşılık 150 TL maddi ve 200.000 TL manevi tazminatın yasal faiziyle ödenmesi istemiyle üniversiteye karşı tam yargı davası açmıştır.

Yargılama Süreci

  1. Eskişehir 1. İdare Mahkemesi (22.10.2020, E:2019/517, K:2020/639) davayı reddetmiştir. Mahkemeye göre olay idarece öngörülebilir değildir; zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağı bulunmamaktadır ve bu nedenle ne hizmet kusuru ne de kusursuz sorumluluk esasına göre tazmin mümkündür.
  2. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi (18.03.2021, E:2021/532, K:2021/914) istinaf başvurusunu reddetmiştir.
  3. Davacılar temyiz yoluna başvurmuş; fakültede daha önce yaşanan olaylara rağmen hiçbir önlem alınmadığını, girişte güvenlik önlemi ve görevlisi bulunmadığını, mahkemenin YÖK soruşturma sonuçlarını değerlendirmediğini ileri sürmüştür.
  4. Üniversite ise kendi çalışanını aranarak binaya almanın hizmet gereklerine uymayacağını, kusur varsa bunun güvenlikle görevli birimlere ait olduğunu savunmuştur.

Daire’nin Değerlendirmesi

1. İdarenin hizmet kusurundan sorumluluğu

Daire, Anayasa’nın 125. maddesine dayanarak idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu hatırlatmıştır. Kamu idareleri yürüttükleri hizmetin işleyişini sürekli denetlemek ve gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Hizmetin kötü veya geç işlemesi ya da hiç işlememesi nedeniyle doğan zararlar hizmet kusuru esasına göre tazmin edilir.

2. İnceleme sırası: önce hizmet kusuru

Kararın usul bakımından önemli bir tespiti, tam yargı davalarındaki inceleme sırasına ilişkindir. Daire’ye göre mahkeme önce zarara yol açtığı ileri sürülen eylemin hukuka uygunluğunu denetlemeli, idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığını tespit etmeli; hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağını belirlemelidir. İlk derece mahkemesi ise olayın öngörülemez olduğunu kabul ederek, binada gerekli güvenlik tedbirlerinin alınıp alınmadığını hiç irdelememiştir.

3. Olay öngörülemez değildi

Daire, dosyadaki şu bilgilere dikkat çekmiştir:

  • Saldırgan, olaydan yaklaşık 15 ay önce, 05.01.2017 tarihinde fakülte koridorunda herkesin duyabileceği şekilde silahla tehdit içeren sözler söylemiş; bu durum dekan tarafından rektör yardımcısına bildirilmiş ve ertesi gün rektör başkanlığında bir toplantı yapılmıştır.
  • Rektörlüğe saldırganla ilgili çok sayıda yazılı ve sözlü başvuru yapılmıştır.
  • YÖK Son Soruşturma Yetkili Kurulu, rektör ve bir rektör yardımcısının görevlerini yerine getirmede ciddi ihmallerinin bulunduğu ve cinayetlerin işlenmesine engel olamadıkları gerekçesiyle, görevi kötüye kullanma suçundan haklarında lüzum-u muhakeme kararı vermiştir.

4. Güvenlik yükümlülüğü yerine getirilmemiştir

Olay günü saldırgan, üniversite çalışanı olduğu ve güvenlik görevlilerince tanındığı için hiçbir güvenlik kontrolünden geçirilmeden binaya alınmış; silahı poşet içinde binaya sokarak farklı katlardaki dört kişiyi 18 mermi isabet ettirerek öldürmüştür. Bu süre boyunca hiçbir güvenlik görevlisi ortada olmamış ve müdahale etmemiştir.

Daire, 6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu’nun Ek 1. maddesinin (B) bendi uyarınca eğitim ve öğretim kurumlarında ateşli silah taşınamayacağını hatırlatmış ve idarenin; korunması gereken bölümlerde koruma noktaları oluşturmak, binaya giren kişi ve eşyaları güvenlik kontrolünden geçirmek, kapı dedektörü ve X-ray cihazı gibi teknik imkânlardan yararlanmak suretiyle güvenlik hizmetini etkin biçimde yürütmekle yükümlü olduğunu belirtmiştir.

5. Üçüncü kişinin eylemi illiyet bağını kesmez

Bu tespitler karşısında Daire, yeterli güvenlik tedbiri alınmayan üniversite binasına silahla girilerek gerçekleştirilen saldırı sonucunda kamu görevlisinin ölümünden doğan zarardan idarenin hizmet kusuru nedeniyle sorumlu olduğu sonucuna varmıştır. Üçüncü kişinin eylemi nedeniyle illiyet bağının kesildiği gerekçesiyle davanın reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.

Sonuç

Daire, davacıların temyiz istemini kabul ederek Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi’nin kararını oybirliğiyle bozmuş ve yeniden karar verilmek üzere dosyayı bölge idare mahkemesine göndermiştir. Karar kesin olarak verilmiştir. Bozma kararıyla idarenin sorumluluğu ilke olarak belirlenmiş olup ödenecek tazminatın miktarı, bölge idare mahkemesince verilecek yeni kararla belli olacaktır.

Değerlendirme: Karar Neden Önemli?

“Üçüncü kişinin fiili” savunması her zaman sonuç vermez

Tam yargı davalarında idarelerin en sık başvurduğu savunmalardan biri, zararın üçüncü bir kişinin kasıtlı eyleminden doğduğu ve bu nedenle illiyet bağının kesildiğidir. Bu karar, idarenin önceden bilgisi olan bir tehlikeye karşı makul tedbirleri almadığı durumlarda, zarara doğrudan bir üçüncü kişi sebep olmuş olsa bile idarenin hizmet kusurundan sorumlu tutulabileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Belirleyici olan, idarenin üzerine düşen önleme ve koruma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğidir.

Önceki uyarılar ve idari soruşturma kayıtları kritik delildir

Kararda öngörülebilirlik, büyük ölçüde dosyaya giren tanık beyanları ve YÖK soruşturma sonuçlarıyla ortaya konmuştur. Benzer davalarda, olaydan önce yapılan şikâyetlerin, tutanakların, kurum içi yazışmaların ve disiplin soruşturması kayıtlarının dosyaya getirtilmesi sonucu doğrudan etkileyebilir. Ceza yargılaması ile idari soruşturma dosyalarındaki tespitler, tam yargı davasında da delil olarak kullanılabilir.

Kamu binalarında güvenlik, hizmetin bir parçasıdır

Daire, can ve mal güvenliğinin sağlanmasını kamu hizmetinin düzenli işlemesinin bir gereği olarak nitelendirmiştir. Bu yaklaşım yalnızca üniversiteler için değil; okullar, hastaneler, adliyeler ve diğer kamu binaları bakımından da önem taşır. Özellikle sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarında, kurumun önceden bilinen risklere karşı yeterli güvenlik tedbiri alıp almadığı, idarenin sorumluluğu açısından belirleyici olabilir.

Kimler için emsal olabilir?

  • Kamu binalarında görev başında saldırıya uğrayan kamu görevlileri ve hayatını kaybedenlerin yakınları,
  • Kamu binalarında bulunduğu sırada saldırıya uğrayan vatandaşlar,
  • Önceden şikâyet veya tehdit bulunmasına rağmen kurumun tedbir almadığı olaylarda zarar görenler.

Her olayın koşulları farklıdır; idarenin sorumluluğu, öngörülebilirlik ve alınması gereken tedbirlerin niteliği somut olaya göre değerlendirilir. İdareye karşı tazminat davalarında, dava açmadan önce idareye başvuru yapılması ve sürelere uyulması da ayrıca önem taşır.

İlgili Yazılar

İdarenin hizmet kusuru nedeniyle tazminat sorumluluğunun genel esasları için İdarelerin Hizmet Kusurundan Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat Davaları, idari yargı kararlarının uygulanması için İdari Yargı Kararlarının Uygulanmaması yazılarımızı okuyabilirsiniz.

İdareye karşı açılacak tazminat (tam yargı) davalarında hukuki destek için Bursa İdare Hukuku Avukatı ve Bursa Tazminat Avukatı sayfalarımızı inceleyebilir veya 0532 449 16 01 numaralı telefondan bize ulaşabilirsiniz.

Kararın Tam Metni

Aşağıdaki metin, Danıştay Kararlar Dergisi’nde (Yıl: 2025, Sayı: 19, s. 275-281) yayımlandığı şekliyle aktarılmıştır. Kişi adları dergide gizlenmiştir.

T.C.
DANIŞTAY
SEKİZİNCİ DAİRE

Esas No: 2021/5745
Karar No: 2024/5065

Anahtar Kelimeler: Hizmet Kusuru, Tam Yargı

Özeti: Güvenliğin sağlanmasını teminen yeterli tedbir alınmayan Üniversite binasına silahla girmek suretiyle gerçekleştirilen saldırı eyleminden dolayı binada kamu görevlisi olarak görev yapan davacılar murisinin vefatı sonucunda ortaya çıkan zarardan idarenin hizmet kusuru nedeniyle sorumlu olduğu hakkında.

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …, 2- …, 3- …

VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : Eskişehir Osmangazi Üniversitesi

VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesinin 18/03/2021 tarih ve E:2021/532, K:2021/914 sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava Konusu İstem : Davacılar tarafından, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde Fakülte Sekreteri olarak görev yapan müşterek murisleri …’nun aynı Fakülte’de araştırma görevlisi olarak görev yapan …’nin ateşli silahlı saldırısı sonucunda 05/04/2018 tarihinde hayatını kaybetmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların karşılığı olarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 150,00-TL maddi, 200.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 200.150,00-TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : Eskişehir 1. İdare Mahkemesinin 22/10/2020 tarih ve E:2019/517, K:2020/639 sayılı kararı ile; fail ….’nin Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde görev yapmakta iken aynı yerde görev yapan müteveffa … ile 28/03/2018 tarihinde aralarında gerçekleşen tartışma sonrasında olayın şikayete konu olması üzerine başlatılan disiplin soruşturmasına esas savunma istemi yazısının 05/04/2018 tarihinde …’ye tebliğ edilmesine müteakiben, adı geçen tarafından aynı gün Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi binasında gerçekleştirilen ve aralarında davacılar yakınının da bulunduğu dört personelin hayatını kaybetmesi ile neticelenen olayın idarece öngörülebilir olmadığı, zararı doğuran olay ile yürütülen idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunmadığı, meydana gelen zararın idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığından bahsetmeye olanak bulunmadığı ve bu nedenle ortaya çıkan zararın kusur sorumluğu ilkesi çerçevesinde giderilmesinin mümkün olmadığı gibi zarar ile nedensellik bağı kurulabilen bir idari eylem ortaya konulamadığından kusursuz sorumluluk ilkesi gereği zararın tazmini için gerekli koşulların oluşmadığı açık olduğundan, zararın idare hukuku ilkeleri çerçevesinde idarece tazmininin olanaklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, olay öncesi … ile ilgili Fakülte’de yaşanan hadiselerden sonra hiçbir önlem alınmadığı, cinayetlerin öngörülebilir olduğu halde Fakülte girişinde hiçbir güvenlik önlemi alınmadığı ve güvenlik görevlisi olmadığı, mahkeme kararında YÖK fezlekesine hiç yer verilmediği, davalı idarenin hizmet kusuru olduğu, ayrıca kusursuz sorumluluk ilkesine göre de zararın tazmin edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, üniversitenin kendi elemanını arayarak binaya almasının hizmet gerekleri ile bağdaşmayacağı, eğer bir kusur varsa bunun güvenlik ile ilgili kamu hizmetini yürütmekle yükümlü birimlere yükletilmesi gerektiği, … hakkında soruşturmaya başlandığı anda cinayetlerin işlendiği, idarenin hareketsiz kalmasının ya da geç harekete geçmesinin söz konusu olmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ DEMET ACUN KÖSE’NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacıların duruşma istemi yerinde görülmeyerek, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY :

Davacılar tarafından, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde Fakülte Sekreteri olarak görev yapan müşterek murisleri …’nun aynı Fakülte’de araştırma görevlisi olan …’nin ateşli silahlı saldırısı sonucunda 05/04/2018 tarihinde hayatını kaybetmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların karşılığı olarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 150,00-TL maddi, 200.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 200.150,00-TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 125. maddesinin ilk fıkrasında; “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” kuralı yer almakta olup, aynı maddenin son fıkrasında; idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.

6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un Ek 1. maddesinin B bendinde; “B) Öğrencilerin toplu olarak oturdukları yurtlarda, eğitim ve öğretim kurumlarında, siyasi partilerin açık hava ve kapalı yer toplantılarında, izinli veya izinsiz yapılan toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, sendikalarda, derneklerde veya bunlara yönetim ve yapı olarak doğrudan doğruya bağlantılı olan yerlerde veya bunların toplantı ve kongrelerinde, her türlü spor karşılaşma veya yarışmalarının yapıldığı yerlerde, kanuna uygun veya kanuna aykırı olarak grev ve lokavt yapılmakta olan iş yerlerinde, … Ateşli silahlar taşınamaz.” hükmü bulunmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :

İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idarenin sorumluluğunu yerine getirmemesi sonucu hizmetin kötü veya geç işlemesi veyahut gereği gibi işlememesi ve bu yüzden zarara neden olunması hali idareye bu zararın, hizmet kusuru kriterlerine göre tazmini sorumluluğu yükleyecektir. Bireylerin uğradıkları özel nitelikteki zararların, idari faaliyet ile zarar arasında nedensellik bağının bulunması koşuluyla tazmin edilebilecek olması ise Anayasa’nın ve sorumluluk hukukunun temel ilkelerinin gereğidir.

Bir başka anlatımla, kamu idareleri, yürüttükleri hizmetin işleyişini sürekli kontrol etmek ve gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüğün tam ve gereği gibi yerine getirilmemiş olması nedeniyle doğan zararların, hizmeti yürütmekle yükümlü bulunan idare tarafından tazmini gerekeceği açıktır. İdari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

Bu bağlamda, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.

Bu bakımdan; tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esastır. Olayın oluşumu ve zararın niteliğinin değerlendirilerek, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının tespit edilmesi, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerekmektedir.

Dosyanın ve dava konusu olaya ilişkin Ceza Mahkemesi kararlarının incelenmesinden; olay tarihi itibariyle …’nin Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü’nde araştırma görevlisi olarak görev yaptığı, dosya kapsamından aynı üniversitede görev yapan diğer akademik personeller ile anlaşmazlık içerisinde bulunduğunun anlaşıldığı, maktul …’nun Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde Fakülte Sekreteri, maktul …’nin Dekan Yardımcısı, maktul …’nin Öğretim Üyesi ve maktul …’nın da Araştırma Görevlisi olarak görev yaptıkları, maktul …’nın, … ve eşinin kendisine sözlü ve fiili saldırıda bulunduğuna ilişkin 23/03/2018 tarihli şikayet dilekçesi üzerine Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü tarafından 27/03/2018 tarihinde … ve eşi hakkında soruşturma açıldığı, Doç. Dr. …’nin soruşturmacı olarak tayin edildiği ve … ve eşine savunmalarını yapmaları hususunda yazı yazıldığı, soruşturmacının isteği üzerine Enstitüde müdür sekreteri olarak görev yapan …’nın, …’yi telefonla aradığı ve tebliğ etmesi gereken bir zarfın bulunduğunu söylediği, … ve eşine zarfın tebliğ edilmesi üzerine maktul …’nın şikayeti üzerine haklarında bir idari soruşturma başlatıldığının anlaşıldığı ve …’nin olay tarihinde saat 14:28 sıralarında park halinde bulunan arabanın içerisinden bulundurma ruhsatlı tabancasını aldığı ve siyah poşet içerisinde yanında taşıyarak Eğitim Fakültesi binasına giriş yaptığı, …’nin binanın üçüncü katına çıktığı, üçüncü katta bulunan tuvalete gittiği, poşetten çıkardığı tabancasını atışa hazır hale getirdiği ve sonrasında aynı katta bulunan maktul …’nın odasına girdiği, maktule ateş ettiği, maktulün almış olduğu on iki isabetle öldüğü, …’nin maktul …’yı öldürdükten sonra, aynı binanın birinci katına inerek fakülte dekanının odasına gittiği, odada Fakülte Sekreteri maktul …’nun bulunduğu, …’nin, maktul …’ya dekanı sorduğu, maktul …’nun “burada yok” demesi üzerine …’nin maktul …’i hedef alarak ateş ettiği, iki adet merminin maktule isabet ettiği, …’nin daha sonra aynı katta bulunan maktul …’nin bulunduğu odaya gittiği, maktul …’nin, …’yi elinde silahla görür görmez odaya girip kapıyı kapattığı, …’nin kapıyı zorladığı ancak maktulün kapının arkasında kapıyı tuttuğunu anlaması üzerine kapıya doğru ateş ettiği, maktul …’nin bu şekilde vurulduğu, …’nin kapıyı açtığında maktul …’nin yerde yattığını gördüğü ve maktule yeniden ateş ettiği, maktule üç adet merminin isabet ettiği, …’nin daha sonra, binanın zemin katında bulunan maktul …’nin odasına gittiği, maktulü öldürmek amacıyla ateş ettiği, maktule bir adet merminin isabet ettiği, …’nin, olaydan sonra saat 14:34 sıralarında Fakülte Hizmet Binasından elinde bulunan tabanca ile tek başına çıkış yaptığı ve Rektörlük Binasına doğru yürüdüğü, Üniversitenin güvenlik görevlileri tarafından durdurulmak istendiği ancak …’nin yürümeye devam ederek, saat 14:40 sıralarında polis ekiplerini görmesi üzerine elindeki tabancayı bırakarak teslim olduğu anlaşılmaktadır.

Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/09/2020 tarihli ve E:2019/293, K:2020/294 sayılı kararı ile; …’nin, maktul … ile aralarında adlî ve idari tahkikata konu dosyalarının bulunması sebebiyle maktul …’ya karşı husumet beslediği, maktul …’nin, maktul …’nın arkadaşı olması ve kendisine karşı davranışları sebebiyle de maktul …’ye karşı da husumet beslediği, maktuller … ve …’nun kendisi aleyhinde beyanlarda bulunduklarını düşünmesi ile maktul …’nun Eğitim Fakültesi sekreteri olması sebebiyle, hakkında yapılan idari soruşturmalara dahlinin olduğunu düşünerek, maktuller … ve …’ya da husumet beslediği ve maktulleri olay tarihinden önce öldürmeye karar verdiği, maktulleri öldürmeye karar verdikten sonra, bu kararında sebat ettiği ve öldürme kararlılığından vazgeçmediği, eylemlerini soğukkanlılıkla işlediği, tasarlama olmadan, farklı katlarda ve odalarda bulunan maktullerin çok kısa bir süre içerisinde ani gelişen bir kasıtla öldürülmelerinin mümkün olmadığı kanaati ile sanığın tasarlayarak müsnet öldürme suçlarını işlediğinin belirtildiği; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 21/01/2022 tarihli ve E.2020/1309, K.2022/113 sayılı kararı ile; V. B. hakkında kurulan hükümlere yönelik katılanlar vekillerinin ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararlarının kaldırılması ile sanık … hakkında maktullere yönelik kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 53’üncü maddesi uyarınca dört kez müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; anılan kararın Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 09/11/2023 tarih, E:2022/7775, K:2023/6893 kararı ile onanmasına karar verildiği görülmektedir.

Dosyadan; 05/04/2018 tarihinde dört kişinin öldürülmesi olayından önce …’nin 05/01/2017 tarihinde Eğitim Fakültesi koridorunda herkesin duyacağı şekilde yüksek sesle, “benim kafamı bozmasınlar, iki şarjöre bakar, 24 kurşuna bakar” şeklinde tehdit söylemlerinde bulunduğunun Fakülte Dekanı tarafından Rektör Yardımcısına telefonla bildirilmesi üzerine ertesi gün Rektör … başkanlığında Rektör Yardımcıları, Eğitim Fakültesi Dekanı ve Dekan Yardımcılarının katıldığı bir toplantı yapıldığı yönünde tanık beyanları olduğu, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Son Soruşturma Yetkili Kurulu’nun 02/01/2020 tarih ve 2020/10 Karar sayılı kararında; …’nin işlediği cinayet ile ilgili olarak 2547 sayılı Kanun’un 53/c-7 hükmü gereğince hakkında bir ceza soruşturması ve kovuşturması olması dolayısıyla Hakkında Karar Verilmesine Yer Olmadığına karar verildiği, eşinin …’nin işlediği cinayette azmettirici olduğu yönündeki iddia konusunda, eldeki deliller ile suçun sübut bulduğunun söylenemeyeceği sonuç ve kanaatine varılarak Men-i Muhakemesine karar verildiği, Rektör …’nin inkar etmesine rağmen …’nin tehditlerine yönelik makam odasında yapılan toplantıya katıldığının anlaşılması, fakültede yaşanan gerilimden haberdar olması; Rektörlüğe yapılan çok sayıda yazılı ve sözlü müracaat olmasına rağmen …’nin Rektör Yardımcısı …’nın inisiyatifi ile komisyona çağırılıp dinlenmemesi böylece … ve …’nın görevini yerine getirmede ciddi ihmallerinin olduğu ve sonuçta bu cinayetlerin işlenmesine engel olamadıkları ve bu durumun Türk Ceza Kanunu’nun 257/2 maddesinde yer alan “Görevi Kötüye Kullanma” suçunu oluşturduğu sonuç ve kanaatine varılarak, … ve …’nın Lüzum-u Muhakemelerine karar verildiği görülmektedir.

Bütün bu hususların değerlendirilmesinden; Mahkeme tarafından zararı doğuran olay ile yürütülen idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunmadığı, meydana gelen zararın idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığından bahsetmeye olanak bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de; öncelikle hem çalışanların hem de vatandaşların güvenliğinin en üst seviyede sağlanması gereken yerlerden biri olan Üniversite binasında davalı idare tarafından gerekli güvenlik tedbirlerinin alınıp alınmadığı hususunun, bir başka deyişle olayda güvenlik tedbirlerinin alınmasına ilişkin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerekmektedir.

Olay günü, …’nin davalı İdare bünyesinde çalıştığı ve bu sebeple güvenlik görevlilerince tanınan biri olması nedeniyle herhangi bir güvenlik kontrolünden geçmeden içeriye girmesine izin verildiği, aracında sakladığı silahı siyah bir poşet içerisinde görev yaptığı binaya sokmak suretiyle farklı katlarda odaları olan 4 kişiyi 18 adet mermiyi isabet ettirmek suretiyle öldürdüğü, bu süreç içerisinde hiçbir güvenlik görevlisinin ortada olmadığı ve müdahale etmediği, üniversite tarafından daha önce de … hakkında şikayetler olmasına rağmen gerekli tedbirin alınmadığı anlaşılmaktadır.

Kamu kurum ve kuruluşlarına ait binalarda kurum çalışanlarının ve vatandaşların can ve mal güvenliğinin sağlanmasının kamu hizmetlerinin düzenli işlemesinin bir gereği olduğu noktasında kuşku bulunmamaktadır. Bu kapsamda, davacının görev yaptığı Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nin korunması gerekli görülen kısımlarında koruma noktaları oluşturmak; bu yerlerin her türlü tehlikeye karşı korunması için gerekli önlemleri almak; dış güvenliğini sağlamak; koruma hizmeti verilen bina ve tesise gelen mektup, paket, koli ve benzeri eşyaları ve ziyaretçileri güvenlik kontrolünden geçirmek; koruma ve güvenlik ihtiyacında meydana gelen değişikliklerin gereğini yapmak, kapı dedektörü, X-Ray cihazı vb. teknolojik imkânlardan yararlanmak suretiyle güvenlik ve koruma hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesinin sağlanması gerekmektedir.

Bu durumda, güvenliğin sağlanmasını teminen yeterli tedbir alınmayan Üniversite binasına silahla girmek suretiyle gerçekleştirilen saldırı eyleminden dolayı binada kamu görevlisi olarak görev yapan davacılar murisinin vefatı sonucunda ortaya çıkan zararlardan, idarenin hizmet kusuru nedeniyle sorumlu olduğu sonucuna varılmış olup, üçüncü kişinin eylemi sebebiyle zarar ile idari eylem arasında illiyet bağının kesildiği, dolayısıyla eylemin gerçekleşmesinde davalı idareye atfedilebilecek herhangi bir kusur veya kusursuz sorumluluğunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :

Açıklanan nedenlerle;

1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan temyiz istemlerinin kabulüne,

2. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesinin 18/03/2021 tarih ve E:2021/532, K:2021/914 sayılı kararının BOZULMASINA,

3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,

Kesin olarak 04/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınız için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.

Author Image

Av. Sercan Coşkun Kulak

Eski idare ve vergi mahkemesi hâkimi. Bursa'da vergi, idare ve imar hukuku alanlarında avukatlık yapmaktadır. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi'nde insan hakları alanında doktora çalışmasını sürdürmektedir.

Yorum Yapın

Your email address will not be published. Required fields are marked *