Eski idare ve vergi mahkemesi hâkimi Av. Sercan Coşkun Kulak; Bursa'da vergi ve idare hukukunun yanı sıra ceza, aile, gayrimenkul, iş ve tazminat davalarında avukatlık hizmeti vermektedir.

Acele Kamulaştırma ve Olağan Kamulaştırma Arasındaki Yargılama Usulü Farkı

  • Home
  • Usul Hukuku
  • Acele Kamulaştırma ve Olağan Kamulaştırma Arasındaki Yargılama Usulü Farkı
Acele Kamulaştırma ve Olağan Kamulaştırma Arasındaki Yargılama Usulü Farkı

Av. Sercan Coşkun Kulak

Acele kamulaştırma, idarenin kamulaştırma sürecinin tamamlanmasını beklemeden taşınmaza el koyabilmesini sağlayan istisnai bir usuldür. Bu yazıda acele kamulaştırma kararına karşı dava açma süresini, olağan kamulaştırma ile acele kamulaştırma arasındaki farkları ve acele kamulaştırma kararının yargısal denetimini Danıştay içtihatları ışığında ele alıyoruz.

Kısaca

  • Acele kamulaştırma kararına karşı dava açma süresi, kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten başlamaz.
  • İşlemde hangi sürede ve hangi mahkemede dava açılacağı gösterilmemişse, özel süre değil 60 günlük genel dava açma süresi uygulanır (Danıştay 6. Daire, E:2023/1471, K:2023/7597).
  • Olağan kamulaştırmada idare taşınmazı ancak tescil kararından sonra kullanabilirken, acele kamulaştırmada sürecin başında el koyabilir.
  • Acele kamulaştırma kararı; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönünden ve özellikle aceleliğin gerçekten bulunup bulunmadığı yönünden denetlenir.

Acele Kamulaştırma Kararına Karşı Dava Açma Süresi

Öncelikle ifade etmek gerekir ki Danıştay 6. Dairesi E:2023/1471, K:2023/7597 sayılı kararında da yer aldığı üzere acele kamulaştırma kararına karşı dava açma süresi kararın Resmî Gazete’de yayınlanma tarihinden itibaren başlamamaktadır. Söz konusu kararda Danıştay;

“İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir.” ifadelerine yer vermiştir. Buna göre Kanunlarda genel dava açma süresinin dışında farklı dava açma süreleri belirlenmiş olsa dahi muhatabına tebliğ edilen işlemde sözkonusu işleme karşı kaç gün içinde ve hangi mahkemeye dava açılacağına yönelik bir bilgi yer almazsa bu takdirde genel dava açma süresi içinde dava açılabileceği ifade edilmektedir. Dolayısıyla acele kamulaştırma işlemleri kişiselleştirilerek muhatabına yazılı tebligat yapılması ve kaç gün içinde hangi mahkemeye başvuracağını göstermesi halinde tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde dava konusu edilmelidir.  Tebligat yapılmadan öğrenilmesi halinde ise davacı tarafından gösterilen öğrenme tarihinden itibaren altmış gün içinde dava açılması gerekmektedir.

Olağan Kamulaştırma Usulü

Olağan kamulaştırma usulünde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra,aynı Kanun’un 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır.Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanun’un 7.maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından aynı Kanun’un 8. maddesine göre idarenin uzlaşma yoluyla satın alma usulünün denenmesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, aynı Kanun’un 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Diğer bir deyişle, olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.

Blog Image
Blog Image

Acele Kamulaştırma Usulü

Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanun’un 27.maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idare tarafından kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, yapılacak başvuru üzerine, mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun’da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir istisnai usul olarak öngörülmüştür. Diğer bir deyişle, Cumhurbaşkanlığınca acele kamulaştırma kararı alındıktan sonra makul süre içerisinde taşınmaza el konulması amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesince ilgili idarenin başvurusu üzerine verilecek el koyma kararı ile, tapuda mülkiyetin el değiştirmesi beklenilmeden el konulan taşınmazdan yararlanma imkanı doğmaktadır.

Dolayısıyla, el koyma kararından sonra, idarenin taşınmazın mülkiyetinin devrini sağlayabilmesi için, kamulaştırma sürecinin diğer aşamalarını, yani olağan kamulaştırma prosedürünün gereklerini yerine getirme zorunluluğu bulunmaktadır. Şöyle ki; taşınmazın uzlaşma yoluyla satın alınmasının denenmesi, uzlaşma sağlanamazsa, idare tarafından 2942 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davası açılması gerekmekte olup, anılan davada, Mahkemece 30 gün içerisinde idari yargıda dava açılabileceği ihtarını içeren meşruhatlı tebligat üzerine, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının iptali istemiyle görevli ve yetkili İdare Mahkemesinde dava açılabileceği; söz konusu davada, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının hukuka uygunluk denetiminin yapılacağı ve ilgili taşınmaz malikinin iddialarının anılan davada incelenebileceği açıktır.

İki Usul Arasındaki Temel Fark

Bu anlamda, acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırma usulü arasındaki temel fark, olağan kamulaştırmada ancak süreç sonunda mahkemece tescil hükmünün kurulmasıyla idarece kullanılabilir hale gelen taşınmazın, acele kamulaştırma usulünde, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, sürecin en başında idarece kullanılabilir hale gelmesinden kaynaklanmaktadır.

Acele Kamulaştırma Kararının Yargısal Denetimi

Görüldüğü üzere, acele kamulaştırma usulü, idareye taşınmazlara olağan kamulaştırma usulüne göre daha hızlı ve kolay biçimde el konulmasını sağladığından, bireyin mülkiyet hakkının korunması bakımından da temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin anayasal ilkelere uygun işlem tesis edilmesi gerekmektedir. İdarelerin kamusal bir hizmetin görülmesinde gecikme yaşanması halinde daha fazla kayba uğramasının önüne geçilebilmesi amacıyla bu istisnai yola başvurması sonucunda, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkından yoksun kalmasına yol açılacağından, hizmetin gerçekleştirilmesinde amaçlanan kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil dengenin bozulmamasına özen gösterilmesi gerekmektedir.
Acele kamulaştırma işleminin mülkiyet hakkından yoksun bırakma sonucunu doğuracak olması nedeniyle kesin, açık, öngörülebilir, belirli koşullar altında usulüne uygun olarak tesis edilmesi gerekmekte olup, olağan kamulaştırma usulünün malike sağladığı tüm güvenceleri ortadan kaldırmadığı da gözden uzak tutulmamalıdır.

Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinde incelenerek yapılması gerektiği de açıktır.

Bu kapsamda, acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlardan alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerekmektedir. Burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise, olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağı tabiidir.

Diğer taraftan, acelilik halinin varlığının ortaya konulması, işlemin temel dayanağını teşkil etmektedir. Acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçeklestirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerekmektedir.
Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği açıktır.

Kamulaştırma, acele kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma uyuşmazlıklarında hukuki destek için Bursa İdare Hukuku Avukatı ve Bursa İmar Avukatı sayfalarımızı inceleyebilir veya 0532 449 16 01 numaralı telefondan bize ulaşabilirsiniz.

Author Image

Av. Sercan Coşkun Kulak

Eski idare ve vergi mahkemesi hâkimi. Bursa'da vergi, idare ve imar hukuku alanlarında avukatlık yapmaktadır. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi'nde insan hakları alanında doktora çalışmasını sürdürmektedir.

Yorum Yapın

Your email address will not be published. Required fields are marked *