Av. Sercan Coşkun Kulak (eski idare ve vergi mahkemesi hâkimi) · Ekim 2026
Karar: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 05.02.2025 tarihli, E:2023/2529, K:2025/208 sayılı karar (oyçokluğu, kesin).
Kaynak: Danıştay Kararlar Dergisi, Yıl: 2025, Sayı: 19, s. 67-84.
Anahtar kavramlar: Usuli kazanılmış hak · maddi hataya dayanan bozma · idari işlemin geri alınması · açık hata · hukuki güvenlik · TUS yabancı uyruklu kontenjanı
Tıpta uzmanlık eğitiminin tez aşamasına gelmiş bir hekimin, eğitime başladıktan dört yıl sonra ilişiği kesilebilir mi? Mahkeme, Danıştay’ın bozma kararına uyduktan sonra, o bozma kararının hatalı olduğu anlaşılırsa ne olur? Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu bu kararında her iki soruyu da yanıtlamış; hem usuli kazanılmış hakkın sınırlarını hem de idarenin hatalı işlemini hangi süre içinde geri alabileceğini ortaya koymuştur.
Kısaca
- Usul yönünden: Bozma kararına uyulmasıyla doğan usuli kazanılmış hak mutlak değildir. Görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma hâllerinde ve kamu düzenine ilişkin konularda bu ilke uygulanmaz.
- Esas yönünden: İdare, kişi lehine hak doğuran hatalı işlemini ancak dava açma süresi içinde geri alabilir. Süre sınırı olmadan geri alma yalnızca yokluk, mutlak butlan, ilgilinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ve açık hata hâllerinde mümkündür.
- Somut olay: 2015 TUS Kılavuzu, uyruğundan biri T.C. olan çift uyrukluların yabancı uyruklu kontenjanından yararlanmasını yasaklamıyordu. Bu nedenle davacının bu kontenjandan yerleştirilmesi “açık hata” sayılamaz; dört yıl sonra ilişiğinin kesilmesi hukuka aykırıdır.
Kararın Arka Planı: 2019’da Ne Oldu?
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, bir üniversitenin görüş talebi üzerine 29.05.2019 tarihli yazısıyla tüm üniversitelere, işlemlerini Türk vatandaşı statüsünde yürütmesi gerektiği hâlde yabancı uyruklu kontenjanına yerleşen çifte vatandaşların uzmanlık eğitimine başlatılmamasını, eğitime başlamış olanların eğitimlerinin sonlandırılmasını bildirmiştir. Yazının dayanağı, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun “yabancı”yı Türkiye Cumhuriyeti ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişi olarak tanımlamasıdır.
Bu yazı üzerine üniversiteler, yıllardır uzmanlık eğitimine devam eden çifte vatandaş hekimlerin ilişiğini kesmeye başlamıştır. O dönemde basına yansıyan haberlere göre uygulamadan yaklaşık yüz hekim ve diş hekimi etkilenmiş, bir kısmı tez aşamasındayken eğitimi sona erdirilmiş ve idare mahkemelerinde çok sayıda dava açılmıştır. İncelediğimiz karar, bu davalardan birinin altı yıl süren yargılamasının sonucudur.
Olay
Hem Türkiye Cumhuriyeti hem Azerbaycan vatandaşı olan davacı, 2015 yılı İlkbahar Dönemi Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı’na girmiş ve yabancı uyruklu kontenjanından İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı’na yerleştirilmiştir. Haziran 2015’te uzmanlık eğitimine başlamış, yaklaşık dört yıl eğitim görmüş ve tez aşamasına gelmiştir.
Eğitiminin 26.06.2019’da sona ermesi beklenirken, Rektörlüğün YÖK yazısına dayanan 04.07.2019 tarihli işlemiyle, 11.06.2019 tarihi itibarıyla üniversiteden ilişiği kesilmiştir. Davacı bu işlemin iptali için dava açmıştır.
Yargılama Süreci
Dava, altı ayrı karardan geçerek İdari Dava Daireleri Kurulu’na ulaşmıştır:
- İstanbul 3. İdare Mahkemesi (18.02.2020, E:2019/1328, K:2020/303): İşlemi iptal etmiştir. Davacının 2015 Kılavuzu’ndaki kurallara uygun hareket ettiği, hatalı beyanının veya idareyi yanıltmasının söz konusu olmadığı, Kılavuz’da çifte vatandaşların bu kontenjandan yararlanmasını engelleyen bir kural bulunmadığı gerekçesine dayanmıştır.
- İstanbul BİM 7. İdari Dava Dairesi (30.09.2020, E:2020/980, K:2020/1616): İstinaf başvurularını reddetmiştir.
- Danıştay 8. Dairesi (25.10.2021, E:2021/513, K:2021/4765): Kararı bozmuştur. Daire, davacının Türk vatandaşı statüsünde başvurması gerektiğini, yabancı uyruklu kontenjanına yerleştirilmesinin “açık hata” olduğunu ve açık hataya dayalı işlemin her zaman geri alınabileceğini kabul etmiştir. Bu kararda, İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 2016 Kılavuzu’na ilişkin bir kararına atıf yapılmıştır.
- İstanbul BİM 7. İdari Dava Dairesi (19.01.2022, E:2022/41, K:2022/76): Bozma kararına uyarak davayı reddetmiştir.
- Danıştay 8. Dairesi (27.12.2022, E:2022/3794, K:2022/8184): Bu kez kendi bozmasına uyularak verilen kararı bozmuştur. Daire, 2016 Kılavuzu’ndaki uyarının 2015 Kılavuzu’nda yer almadığını, olayda yokluk, mutlak butlan veya açık hata bulunmadığını, eğitimin ancak başlangıçtan itibaren dava açma süresi içinde sonlandırılabileceğini belirtmiştir.
- İstanbul BİM 7. İdari Dava Dairesi (08.03.2023, E:2023/427, K:2023/666): Davanın reddi yönündeki kararında ısrar etmiştir.
Israr kararı üzerine dosya İdari Dava Daireleri Kurulu’na gelmiştir. Böylece Kurul’un önünde iki ayrı sorun vardı: Bölge idare mahkemesi ilk bozma kararına uymuşken, bu durum idare lehine usuli kazanılmış hak doğurmuş muydu? Doğurmamışsa, ilişik kesme işlemi hukuka uygun muydu?
Kurul’un Değerlendirmesi
1. Usuli kazanılmış hak ve istisnaları
Kurul önce usuli kazanılmış hak kavramını ele almıştır. Yargıtay’ın 1959 ve 1960 tarihli içtihadı birleştirme kararlarıyla uygulamaya giren bu ilke, mahkemenin bozma kararına uymasıyla taraflardan biri lehine doğan ve sonraki aşamada uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder. İdari yargıda bu ilke önce Danıştay içtihatlarıyla benimsenmiş, 2014 yılında 6545 sayılı Kanun’la İYUK’un 50. maddesinin 4. fıkrasına eklenen “Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır” hükmüyle yasal dayanağa kavuşmuştur.
Ancak Kurul’a göre ilke mutlak değildir. Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararının veya geçmişe etkili bir kanunun çıkması ya da uygulanacak hükmün Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi hâllerinde yeni hukuki duruma göre karar verilir. Kararın dergide yayımlanan özetine de yansıyan temel tespit şudur:
“Görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararına uyulmasında olduğu gibi, kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış hakkın uygulanması mümkün değildir.”
Kurul bu sonuca varırken Anayasa Mahkemesi’nin, İYUK m.50/4’ün iptali istemini incelediği 12.06.2020 tarihli, E:2019/115, K:2020/31 sayılı kararına dayanmıştır. Anayasa Mahkemesi bu kararında, usuli kazanılmış hak ilkesinin hukukun üstünlüğü feda edilerek her durumda istisnasız uygulanmasının amaçlanmadığını, yargı yerlerinin hukuk devleti ve adil yargılanma hakkı gereği içtihat yoluyla istisnalar öngörebileceğini, aksi kabulün hukuki güvenliği özü itibarıyla değil yalnızca şeklen korumak anlamına geleceğini belirtmiştir.
2. Somut olayda maddi hata
Kurul, 8. Daire’nin ilk bozma kararındaki hatayı şöyle tespit etmiştir: İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 21.01.2021 tarihli kararı, 2016 Sonbahar Dönemi TUS’una ve 2016 Kılavuzu’na ilişkindir. 2016 Kılavuzu’nda, uyruğundan biri T.C. olan çift uyruklu adayların tercihlerini Türk vatandaşı statüsünde yapmaları gerektiğine dair açık bir uyarı vardır. 2015 Kılavuzu’nda ise böyle bir uyarı yoktur. İki kılavuzun hükümleri farklı olduğu hâlde 8. Daire, 2016 Kılavuzu’na ilişkin karara atıf yaparak ve onun gerekçesini alarak 2015 dönemine ait dosyada bozma kararı vermiştir.
Kurul’a göre bu, olayın nitelendirilmesinde yapılmış bir maddi hatadır. Bölge idare mahkemesi bu bozmaya uymuş olsa da, maddi hataya dayanan bozma kararına uyulması idare lehine usuli kazanılmış hak doğurmaz. Bu nedenle Kurul işin esasına girmiştir.
3. İdari işlemin geri alınması: süre ve istisnalar
Kurul, esas bakımından Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 tarihli, E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararını temel almıştır. Bu karar hatalı terfi ve intibaktan doğan ödemelerin geri alınmasına ilişkin olsa da, idari işlemlerin geri alınmasında uyulacak genel ilkeleri ortaya koymaktadır:
- İdare, hukuka aykırı işlemlerini dava açma süresi içinde geri alabilir.
- Bu süre geçtikten sonra ancak yok hükmündeki işlemler, ilgilinin gerçeğe aykırı beyanı veya hilesi nedeniyle tesis edilen işlemler ve idarenin açıkça hataya düşerek tesis ettiği işlemler süre kaydı olmaksızın geri alınabilir. Çünkü bu tür işlemler ilgili lehine hak doğurmaz ve istikrar yaratmaz.
8. Daire’nin ikinci bozma kararında dayanılan Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun 06.07.1987 tarihli, E:1987/1,2,4, K:1987/2 sayılı kararı da aynı yöndedir: Yanlış işlemden dolayı kişi yararına hak veya korunması gereken yerleşmiş bir durum doğmuşsa, işlem ancak iptal davası süresi içinde geri alınabilir; bu kural iyi niyetli kişiler için geçerlidir.
4. 2015 Kılavuzu ne diyordu?
Kurul, 2015 TUS Başvuru Kılavuzu’nu ayrıntılı olarak incelemiştir:
- Kılavuz’un “Uyruğu” başlıklı 10. maddesine göre uyruğundan biri T.C. olan çift uyruklular T.C. seçeneğini işaretleyecektir; ancak aynı maddenin son paragrafı birden fazla uyruğu olan adayların birden çok seçeneği işaretleyebileceğini öngörmektedir. Davacı da bu kurala uygun olarak hem T.C. hem yabancı uyruklular seçeneğini işaretlemiştir.
- Kılavuz’un 5.8. maddesi, “Yabancı Uyruklular” seçeneğinin yanında başka uyruk alanı da işaretli olan adaylara, tercih ekranında “Yabancı uyruklu kontenjanlarından yararlanmak istiyorum” seçeneğini işaretleyerek bu kontenjandan tercih yapma hakkı tanımaktadır.
- Kılavuz’da, uyruğundan biri T.C. olan çift uyrukluların yabancı uyruklu kontenjanından yararlanamayacağına dair bir kural yoktur. Bu yöndeki uyarı ilk kez 2016 Kılavuzu’nda yer almıştır.
Kurul bu tespitlerden şu sonuca varmıştır: YÖK’ün 2019 tarihli yazısında “yabancı” kavramı Türk Vatandaşlığı Kanunu’na göre yorumlanmış olsa da, yaklaşık dört yıl uzmanlık eğitimine devam ederek tez aşamasına gelen davacının yabancı uyruklu kontenjanından eğitime başlatılması açık hata olarak değerlendirilemez; davacının gerçek dışı beyanı veya hilesi de yoktur. İlişik kesme işlemi hukuka aykırıdır.
Sonuç ve Karşı Oy
Kurul, davacının temyiz istemini kabul ederek İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesi’nin ısrar kararını bozmuş ve dosyayı yeniden karar verilmek üzere aynı Daire’ye göndermiştir. Karar kesin olarak ve oyçokluğuyla verilmiştir.
Karşı oy, İYUK m.50/4’e dayanmaktadır: Bozma kararına uyularak verilen kararın temyiz incelemesi, bozmaya uygunlukla sınırlıdır. Bu görüşe göre bölge idare mahkemesi 8. Daire’nin ilk bozma kararına uyduğuna göre, sonraki inceleme yalnızca kararın bu bozmaya uygun olup olmadığıyla sınırlı kalmalıydı.
Değerlendirme: Karar Neden Önemli?
İdari yargıda usuli kazanılmış hak mutlak değildir
İYUK m.50/4’ün lafzı, bozmaya uyulduktan sonraki incelemeyi “bozmaya uygunlukla sınırlı” tutmaktadır. Kurul bu kararıyla, Yargıtay içtihatlarında kabul edilen istisnaların idari yargıda da geçerli olduğunu ve özellikle maddi hataya dayanan bozma kararına uyulmasının usuli kazanılmış hak doğurmayacağını açıkça ortaya koymuştur. Bozmaya uyularak verilmiş bir karar aleyhine temyize başvuran taraf için bu karar önemli bir dayanaktır: Bozma kararının dosyanın maddi olgularıyla bağdaşmadığı, örneğin farklı bir döneme veya farklı bir düzenlemeye ilişkin içtihada dayandığı somut olarak gösterilebiliyorsa, usuli kazanılmış hak engeli aşılabilir.
Aynı konuda iki farklı sonuç: belirleyici olan kılavuzun metni
Çifte vatandaş hekimlerin açtığı davalar aynı sonuçla bitmemiştir. 2016 ve sonraki dönem kılavuzlarına göre yerleştirilen adayların dosyalarında İdari Dava Daireleri Kurulu, kılavuzdaki açık uyarı nedeniyle yerleştirmeyi açık hata saymış ve ilişik kesme işlemlerini hukuka uygun bulmuştur. 2015 Kılavuzu döneminde ise böyle bir uyarı bulunmadığından sonuç tersine dönmüştür. Bu ayrım, benzer uyuşmazlıklarda başvuru tarihinde yürürlükte olan düzenlemenin metninin tek tek incelenmesi gerektiğini göstermektedir. Emsal karar olarak sunulan bir içtihadın hangi döneme ve hangi düzenlemeye ilişkin olduğu mutlaka kontrol edilmelidir.
“Açık hata” dar yorumlanmalıdır
İdare, yıllar sonra geri aldığı işlemlerde çoğu zaman “açık hata” gerekçesine başvurur. Kurul’un yaklaşımına göre, işlemin tesis edildiği tarihteki düzenleme ilgiliyi o yönde hareket etmeye imkân veriyorsa ve ilgilinin gerçek dışı beyanı veya hilesi yoksa, sonradan yapılan farklı bir yorum işlemi “açık hata”ya dönüştürmez. Bu durumda işlem ancak dava açma süresi içinde geri alınabilir; süre geçtikten sonra hukuki güvenlik ve idari istikrar ilkeleri ilgiliyi korur.
Kimler için emsal olabilir?
- Öğrencilik, uzmanlık eğitimi veya kamu görevine yerleştirildikten yıllar sonra kaydı silinen ya da ataması iptal edilen kişiler,
- İdarenin kendi kılavuzuna, ilanına veya duyurusuna güvenerek işlem yapan ve sonradan bu işlem geri alınan kişiler,
- Bozma kararına uyularak aleyhine karar verilmiş olup bozma kararının maddi hataya dayandığını düşünen davacılar.
Her dosyada sonucu, işlemin tesis edildiği tarihteki düzenlemenin içeriği, ilgilinin beyanlarının doğruluğu ve işlemin üzerinden geçen süre belirleyecektir.
İlgili Yazılar
İdari işlemlerin sebep ve gerekçe yönünden denetimi için İdari İşlemde Gerekçe Zorunluluğu, dava sırasında işlemin uygulanmasının önlenmesi için İdari Yargıda Yürütmenin Durdurulması, hukuk yargılamasında usuli kazanılmış hakkın sınırları için Bozmadan Sonra Islah Mümkün Müdür? yazılarımızı okuyabilirsiniz.
İlişik kesme, kayıt silme, atama iptali ve diğer idari işlemlere karşı açılacak davalarda hukuki destek için Bursa İdare Hukuku Avukatı sayfamızı inceleyebilir veya 0532 449 16 01 numaralı telefondan bize ulaşabilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınız için bir avukattan hukuki destek almanız önerilir.





